Wordpress Themes
Driver Paralel Lines (Drift Game) Colin Mcrae; Diirt
Aug 16

Oyunun girişinde karşımıza gelen bir menüsü yok, yani onlar istiyorlar ki direkt olaya girelim, benim yaptığım gibi;

Örümceğin kendine has olayların biri olan ağ fırlatarak seyahât etme eylemi artık çok fonksiyonlu bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Zamana karşı yarıştığınız bölümlerde hızlı bir yolculuğu tercih edebilirsiniz, örneğin. Ve yahut olay farklıdır ve sizin geniş bir alana hâkim olmanız gerekir, bu gibi durumlarda da yüksekten gitmeyi tercih edersiniz. Bunları yapmak önceki oyunlarda mümkündü aslında; fakat dediğim gibi, bu sefer bir hâyli geliştirilmişler. Farklı kombinasyonlar ile istediğiniz her yerinde serbestçe dolaşabildiğiniz şehrin tadını çıkarıyor, gün batımı için yüksek bir noktadan sarkıyor, çayınızı yudumluyorsunuz. Seyahât dışındaki bir diğer önemli husus, ‘kavga’ diye tâbir edebileceğimiz bölümlerdeki gözle görülür ve sevindirici gelişme. İnanın, eğer oyunu oynamadıysanız, aklınıza gelemeyecek kombolar mevcut oyunda. Bunların yanında Örümcek reflekslerinizi hissetmenizi ve kullanmanızı sağlayacak, aksiyon oyunlarında ‘ağır-çekim’ efekt de oyuna ayrı bir tat katıyor. Yine, hemen hemen o tipte bir katkı yapan bir diğer unsur da ‘Örümcek Hisleri’ ki, kendileri görevleri ifâ etme aşamasında oyuncuya büyük destek vermekte.

Oyunun tekdüze bir şekilde ilerlemeye başlamasını engellemek adına da çalışmalar yapılmış; yapımcıların çok sayıdaki kötü kahramana güvenip bu yola girmemeyi tercih etmemesi bizler için çok sevindirici bir olay tabii. Araya serpiştirilmiş sinematik görevler, oyuncular için ‘kısa süren ama hoş  bir izlenim bırakan’ güzîde yerler. Başka çaresini bulamazlardı ama, bu bölümlerde ekrana hangi tuşu kullanmamız gerektiğini belirten hayvanî boyutlarda işaretler geliyor; yine de sinema tadındalar.

Gelelim güzel adamız Manhattan’a… Örümcek Adam (spider man) olarak bütün yükünü sırtımızda hissettiğimiz ada artık çok daha canlı ve garipseyeceğimiz pek bir olay yok. Sâkinlerinin kendi hâllerinde, mülâyim tavırları mest edici. Arada ‘tayt’ımıza takıp laf atan da oluyor tabii ama, Örümcek dediğinde de biraz sabır olacak arkadaş.

Kahramanımız senaryoya uygun hareket edebildiğini gibi, dilediği zaman, küçük oyunlar ve yan görevlerle hayatına renk katabilme lüksüne de sahip. Küçük oyunlar sayesinde M.J. ile aramızın olduğundan iyiye gitmesini sağlayabiliyor, antrenman yapıp daha da karizmatik bir vücûda sahip oluyor, hayatımıza renk katıp her şeyin kavga, dövüş olmadığını görebiliyoruz. Yan görevler ise şehirdeki saygınlığımızı artırıyor, suç oranını azaltmak nâmına, deyimi yerinde ise birer yol gösterici niteliğini taşıyorlar.

Spider-Man 3, grafiksel açıdan önceki oyunlara göre çok daha fazla şey sunuyor oyuncunun önüne. Bunun için beklendiğinden biraz daha fazla sıkıyor bilgisayarlarımızı ama, netice de sunum hârika. Yüksek çözünürlük ve detay seviyesine eşlik eden filtrelemeler ile görüntü coşuyor ve kahramanımızı iyiden iyiye ön plâna çıkarıyor. Ayrıca patlama veya çarpışma gibi olayların arkasından öğelerin dinamik hareketi bizi beklediğimizden fazlası ile karşılaştırıyor. Müzikâl açıdan pek bir şey veremeyen oyunumuzun, daha öncekilerde de şikâyet konusu olmuş kamera sapıtmalarını yine, aynen ‘koruduğunu’ görünce üzülüyoruz, kaşlarımızdaki Emrah şeklini silmek için çok çaba harcamak zorunda kalıyoruz. “Bizi niye aşağılıyorsunuz ağbi? Bizim hiç kameramız olmadı ki…”

Yorum Yapın

Hosting BİLGISAYAR-YAZILIM
web hosting